Keşifler
İzciteam Keşifler
KEŞİF DÜZCE / BOLU 2013
‘’Gitmediğin yer senin değildir’’ Ozaman gidilecek ve görülecek,yenilecek ve 
 
içilecek,muhabbet edilip öğrenilecek,anlatılacak....
 
Bu kez İzci Team ve ekibi Batı Karadeniz’in tek antik kenti olan,yağmur 
 
ormanları,yaylaları,akarsuları,şelaleleri,kaplıcaları ve müzeleriyle ünlü Düzce’yi keşif için yola çıktı.
 
İstanbul’da tüm hazırlıklarını tamamladıktan sonra tam donanımlı 6 offroad aracı ve 
 
1 ATV ile 200 km.yol için start verdi.İlk durağımız Düzce ilinin orman kenarındaki şirin beldesi 
 
Beyköy.Beyköy’de tüm ekip 3 gün dağlarda kullanacağı yiyecek ve içecekler için alışveriş 
 
yapıyor.Burası aslında medeniyette geçirdiğimiz son durak,kumanya ve yakıt ikmali ardından 
 
köyde içilen nefis çayın ardından yola çıkıyoruz.Telsizlerle araçlar birbiri ile devamlı konuşma 
 
halinde,önümüzde 18 km.lik zor bir orman yolu var.Akşam olmadan Odayeri yaylasına gitmek 
 
istiyoruz.Bir kaç gün önce yağan yağmur yolun Batı kısımlarını bozmuş gözüküyor.Alternatif
 
yol aramaya başlayan rehber araçlardan biri havanında kararması ile konvoydan koparak 
 
kayboluyor.1450 metrelerdeyiz ve havanında kararması ile iklim birden değişiyor,ormanın
 
kendine has rüzgar sesi ve hafiften çiseleyen yağmur altında zar zor telsizle-ışıkla kaybolan araç ile 
 
buluşuyoruz.Siz siz olun,orman ve dağlarda cep telefonlarına vs. Kesinlikle güvenmeyin, yanınızda 
 
mutlaka GPS ve telsiziniz bulunsun.Yola çıkmadan tanıdıklarınızla gideceğiniz rota hakkında konuşup 
 
bilgi verin,kaç gün kaç saat süreceğini bilsinler.Kaybolduğunuzda sizi arayanlar koskoca Köroğlu 
 
Dağları yerine rotanız etrafında yoğunlaşırlar,bu da herkesin işini kolaylaştırır.
 
Sonunda saat 22:00 sularında 1450 m. rakımlı Odayeri Yaylasındayız.Herkes çok 
 
yoruldu.Batanlar çıkanlar,aracı arızalananlar,kaybolanlar derken gece yarısına yakın bir zamanda 
 
yayladayız.Karar aldık gece burada konaklayacağız. Kocaman bir ateş,yemek ve yatak faslı çok hızlı bir 
 
şekilde gerçekleşiyor. Gece kurt ve çakal ulumaları eşliğinde sabahın ilk ışıklarına merhaba diyoruz. En 
 
erken kalkan galiba ben deniz...
 
Akşamki ateşin küllerinden kahvaltılık bir ateş,semaver arabadan iniyor. Neco,Taner,Mevlüt 
 
kahvaltı hazırlıyoruz. Diğerleri de kalkıyor ve kahvaltı bir önceki gecenin kritiği yapılarak bitiyor. Yola 
 
devam... Rotamız Odayeri’nden 4 km. offroad etabı ile orman içinden Çavuşur Yaylası. Artık yaylacılar 
 
toplanmış merkeze iniyorlar,birkaç kişi dışında dağlarda kimse yok. Kışın habercisi rengarenk çiçekler 
 
açmaya başlamış. Sonbahar ormanın renklerini değiştiriyor,çok güzel manzaralar eşliğinde Kelik 
 
Yaylasına doğru yoldayız. Hava bozacak diye yemek molası vermiyoruz,hedefimiz akşam közde güveç 
 
yapmak. Telsizden Zafer önümüzdeki Derebalık Yaylasında kırmızı benekli alabalık da tutabileceğimiz 
 
konusunda anons geçince ekipteki Karadenizli Mevlüt ve Kadir hemen saf değiştirdiler.Derebalık 
 
Yaylası ile Hıra Yaylası arasında bir yerde balıkçılar balık molasında; İzci aynı zamanda bir TV programı 
 
olduğundan kameralar,kameramanlar her daim işbaşında. 5-10 dk. içinde balık tutuldu haberi geliyor 
 
bendenize ve koşarak derenin içindeyiz. Bakıyorum muhteşem renklerle bir alabalık, kıyamıyorum 
 
ve suya geri salıyorum, aklımdan güveç hiç çıkmıyor bu da balıkların işine yarıyor zaten nesilleri 
 
tükenmekte...
 
Balıktı,çekimlerdi vs. derken akşam oluyor Hıra Yaylasında konaklamaya karar veriyoruz. 
 
Hemen ateşler yakılıyor,aydınlatma için araçlar pozisyon alıyor herkes çalışıyor. 1 saat içinde sofra 
 
hazır,közde güveçin pişmesini bekliyoruz eski günleri ve rotaları anarak.. 2 gündür nerdeyse telefonlar 
 
hiç çekmiyor bu durum kimimiz için dert,kimimiz için umrunda değil. Yemeği beklerken telefonla 
 
derdi olanlar yaylanın sapa ücra bir noktasından telefonun bazen çektiği konusunda Zafer’den bilgi 
 
alınca soluğu o noktada alıyor. Karanlıkta ellerindeki telefona bakarak 20m² alanda çekti çekmedi 
 
diye gezinen 4-5 adam... Az sonra orman içinde Muammer ile ben bir çıtırtı duyuyoruz. Hayal meyal 
 
koşan 2 karacayı Kadirler bizden aşağıda yolda daha iyi görmüşler. Karacaların ardından Muammer’e 
 
bağırıyorum ‘ayı ayı geçiyor görüyormusun’ diye; Muammer nede olsa avcı adam elimle gösterdiğim 
 
an ‘evet koşuyor gördük’ diyor. Bağırışlara telefonla konuşmak isteyen kimse kalmıyor ormanda 
 
gülerek dönüyoruz kamp yerine. Güvecin pişmesine 5 dk. var. Yemekler yeniyor,közde kahve ve 
 
çaylar peşi sıra gidiyor. Kimi araç üstü çadırda kimi tanıdık boş bir yayla evinde çok geçmeden uykuya 
 
dalıyoruz. Güzel hayat aslında bir süreliğine telefon yok,elektrik yok,TV yok...sabah erkenden kahvaltı 
 
yapıyoruz,3 gün hava biraz serin,rakımlarda yükseliyor artık hedefimiz arıza yapan telsiz rolesini 
 
onarmak,Kardüz Yaylasına gitmek,bu role 15-20 ile hizmet veren önemli bir istasyon...
 
Etrafımızda çam,köknar,meşe ve kayınlarla bezeli bir deniz var sanki...Hıra Yaylasından
 
orman içinden Pürenli Yaylasına,ardından Balıklı ve Ilıca Yaylaları,artık 1700’lerdeyiz,yakınlarda 
 
eski bir maden ocağı kalıntıları 1750 ‘leri geçiyoruz manzara müthiş. GPS Düzce il sınırının bittiği
 
Mudurnu yani Bolu il sınırlarına girmek üzere olduğumuzu gösteriyor. Bakıyorum dağ bayır 197 km 
 
yol yapmışız.
 
Bolu Dağlarından yola devam hedefimiz Ermeni Obası; eski dönemde Ermeniler yaşadığından
 
bu ismi almış. 1800 metrelerde güzel bir oba karşıdan Kardüzün zirvesi gözüküyor. Vakitlice zirveye 
 
gitmemiz lazım.1 saatlik bozuk taşlı bir yol ve zirvedeyiz,manzara müthiş her taraf ayaklar altında 
 
1830 metre yaylanın tepesi yaklaşık 200 hektar kadar düz bir alan. Her yıl 20 Temmuzda Yayla 
 
Şenlikleri yapılıyor. Yayla Gölyaka’ya 28 km. , Düzce merkeze 48 km. , D-100 Karayoluna 38 km.
 
Role tamiratına başlayan Aytekin ve Nevada telsiz ekibini izlerken,geçen sene karda 
 
geldiğimiz bu yaylada paletli ATV ile yayla evlerinin çatısında dolaştığımızı,3 metre kar yağdığını yeni 
 
gelen arkadaşlarımıza anlatıyorduk. Kısa sürede tamirat bitti ve anılarda kalacak zirve fotoğraflarının 
 
ardından gezimizin sonuna yani Düzce’ye doğru hareket ediyoruz. Gölyaka ve ardından şehir 
 
merkezindeyiz.
 
3 günlük güzel bir rotayı sağ salim bitiriyoruz.
12.11.2013